Programa; Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) Genel Başkanı Dr. Süleyman Basa, TİMBİR Başkanvekili ve GİMER Başkanı Av. Cüneyd Altıparmak, AK Parti MKYK Üyesi ve TİMBİR Yüksek İstişare Kurulu Genel Sekreteri Prof. Dr. Zakir Avşar, Kastamonu Üniversitesi Yapay Zeka Çalışmaları Koordinatörü ve Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi ile TİMBİR Akademik Kurul Başkanı Prof. Dr. Selman Tunay Kamer, Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ceyda Kuloğlu, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Nazif Kutay Erden, Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Nimet Özgül Ünsal, Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eyüp Sabir Erbiçer, Dr. Halil Ecer, KKTC Genç TV İmtiyaz Sahibi Ertan Birinci, Edirne Ahval Gazetesi İmtiyaz Sahibi Nevser Eraslan, TİMBİR Şanlıurfa Bölge Başkanı Mustafa Arısüt ve TİMBİR yönetim kurulu üyeleri, akademisyenler, medya temsilcileri ile sivil toplum kuruluşu yöneticileri katıldı.
Dr. Süleyman Basa, "Dijital Şiddet: Gençler Arasında Siber Zorbalığı Önlemede Medyanın Sorumluluğu" programının açılışında yaptığı konuşmada, siber zorbalığın sadece bireysel değil toplumsal bir sorun olduğunu belirterek, dijital medyanın etik ve sorumlu yayıncılık anlayışıyla hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Basa, dijital dünyanın gençlerin eğitimden sosyalleşmeye kadar birçok alanda aktif olduğu bir yaşam alanına dönüştüğünü, siber zorbalık ve dijital şiddetin artık yalnızca bireysel bir problem olmadığını ifade etti. "Dijitalleşmenin hayatımızın her alanını kuşattığı bir çağda yaşıyoruz. Gençlerimiz sadece sokaklarda değil, ekranların arkasında da bir hayat kuruyor; eğitim alıyor, sosyalleşiyor, fikir üretiyor ve kendilerini ifade ediyorlar. Ancak ne yazık ki dijital dünyanın sunduğu bu büyük fırsatlar, beraberinde ciddi riskleri de getiriyor," dedi.
Prof. Dr. Zakir Avşar, Ankara Kent Konseyi'nde gerçekleşen programda iletişim teknolojilerinin hayatın her alanını dönüştürdüğünü, gelişimin önemli fırsatlar sunduğu kadar yeni risk ve tehditleri de beraberinde getirdiğini belirtti. "İletişim teknolojileri sürekli gelişiyor, değişiyor. Bütün hayatımızı, hayatımızın bütün süreçlerini değiştiriyor ve dönüştürüyor. Bu dönüşümün bazen çok müspet neticeleri oluyor ama bazen de hiç ummadığımız şekilde başka başka risk ve tehditleri de karşımıza çıkarıyor. Doğal olarak teknolojiden vazgeçemeyeceğimize veya onu durduramayacağımıza göre, onun bize sunacağı nimetlerden faydalanırken, sorunlara yönelik olarak da elbette kafamızı yormamız gerekiyor," diye konuştu.
Programın Birinci Oturumu
Prof. Dr. Selman Tunay Kamer, oturum moderatörü olarak dijitalleşmenin yeni sorumluluklar getirdiğini belirtti. Siber zorbalığın sadece çocukları ve gençleri değil, toplumun tamamını ilgilendiren önemli bir sorun olduğunu ifade etti. "Burada en hassas olanlar çocuklarımız ve gençlerimiz. Çünkü yetişkinlerin de üstesinden gelemediği birçok problemle karşı karşıya kalabiliyorlar. İşte zorbalık bunlardan bir tanesi ve dijitalleşmeyle birlikte artık bu dijital dünyada karşılaştığımız 'siber zorbalık' üstesinden nasıl gelinecek, bugün çok kıymetli hocalarımızla bu konuyu enine boyuna inşallah tartışacağız," dedi.
Prof. Dr. Ceyda Kuloğlu, dijital şiddetin tanımı, türleri ve mücadele yöntemlerine ilişkin değerlendirmeler yaptı. Dijital şiddetin gerçek hayattaki şiddet biçimlerinin dijital ortama taşınmasıyla ortaya çıktığını, fiziksel temas içermese de mağdurlar üzerinde ciddi etkiler oluşturduğunu söyledi. "Dijital şiddet yalnızca kötü bir yorumdan ibaret değil. Taciz, tehdit, takip, mahremiyet ihlali, şantaj, kimlik hırsızlığı, ekonomik kontrol ya da organize linç gibi birçok yeni alandan bahsediyoruz. Burada önemli olan nokta şu; şiddetin ekran üzerinden gerçekleşiyor olması, onun etkisini azaltmıyor. Bir kişiye fiziksel olarak herhangi bir şekilde dokunulmamış olması onun zarar görmediği anlamına gelmiyor. Dijital şiddet de gerçek bir şiddet biçimi olarak değerlendiriliyor," ifadelerini kullandı.
Dr. Nazif Kutay Erden, dijital şiddetin görünmez olmasına rağmen bireyler üzerinde çok ağır sonuçlar doğurduğunu belirtti. Dijital ortamda yapılan birkaç yorumun veya paylaşımın insanların hayatını geri dönüşü olmayan şekilde etkileyebildiğini ifade eden Erden, dijital dünyanın yeni bir mücadele alanına dönüştüğünü dile getirdi. "Gelişen teknolojiyle birlikte artık insanoğlu hiç olmadığı kadar büyük bir meydanda yaşıyor ve bu meydanda da adeta bir savaş veriyor. Bu meydanın adı dijital dünya," dedi.
Dr. Nimet Özgül Ünsal, dijital şiddet ve siber zorbalığın teknik yönlerini ele aldı. İnternet ve sosyal medyanın hayatı dönüştürürken kişisel verilerin korunmasının her zamankinden daha önemli hale geldiğini söyledi. "Türkiye'de kişisel bilgisayarların ve akıllı telefonların yaygınlaşması toplumsal yaşamı önemli ölçüde değiştirdi. İnternet yalnızca teknolojiyi değil, sosyal yaşamı da dönüştürdü. İnternetin hayatımıza girmesiyle birlikte bütün yapılarımız, ahlaki yapılarımız, alışkanlıklarımız ve toplumsal yapımız değişmeye başladı. İlk dönemlerde 'Ben bundan önce bilgisayar mı kullanıyordum?' diyerek direnen yetişkin kesimin yerini artık 'Ben her şeyi biliyorum.' diyen genç kesim aldı. Bugün yetişkinlerin de bu dönüşüme hızla uyum sağladığını görüyoruz," şeklinde konuştu.
Dr. Eyüp Sabir Erbiçer, siber zorbalıkla mücadelede çocuk ve gençlerin ihtiyaçlarına uygun önleme ve müdahale programlarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Siber zorbalığın bireysel değil toplumsal bir sorun haline geldiğini belirten Erbiçer, risk grubundaki çocuk ve gençlere ulaşmanın önemine dikkat çekti. "İşin tamamen toplumsal bir olguya dönüştüğü bu noktada, özellikle risk grubunda yer alan çocuklarımızı ve gençlerimizi bu problemle başa çıkabilmeleri için nasıl koruyabiliriz veya onlara ne gibi önleme ve müdahale hizmetleri sunabiliriz? Biraz da bu konulara değinmek istiyorum," dedi.
Programın İkinci Oturumu
Av. Cüneyd Altıparmak, TİMBİR Başkanvekili ve GİMER Başkanı olarak programın ikinci oturumunun moderatörlüğünü yaptı. Dijital şiddetle mücadelede akademik çalışmaların saha deneyimleriyle desteklenmesi gerektiğini belirtti. "Etkinlik dijital şiddet konusunda önemli bir farkındalık oluşturdu. Akademik çalışmaların toplum tarafından doğru anlaşılması da en az bilimsel çalışmalar kadar önemli," dedi. "Burada konuşulanların akademik bir yönü olduğu kadar, toplumda nasıl anlaşıldığı ve toplumun bunu nasıl idrak ettiği de büyük önem taşımaktadır," ifadelerini kullandı.
Dr. Halil Ecer, dijital şiddetin yalnızca teknolojik değil, toplumsal bir mesele haline geldiğini söyledi. Dijital ortamların sadece iletişim aracı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Ecer, bu alanların bireylerin yaşamını şekillendiren yeni bir sosyal mekâna dönüştüğünü ifade etti. "Özellikle gençlerin dijital dünyadan doğrudan etkilendiğine dikkat çekiyorum. Ailelerin bu dönüşümü doğru analiz etmesi gerekiyor. Artık dijital alanları yalnızca bir araç olarak değil, başlı başına bir 'mekân' olarak ele almak zorundayız. Çoğu zaman kontrol edemediğimiz bu alanları, gidişatın nereye evrileceğini öngörebilmek adına göç ettiğimiz yeni bir 'şehir' olarak tanımlamalıyız," dedi.
Ertan Birinci, KKTC Genç TV İmtiyaz Sahibi olarak teknolojinin gelişimiyle birlikte medyanın büyük bir dönüşüm geçirdiğini belirtti. Dijitalleşmenin medya alışkanlıklarını köklü şekilde değiştirdiğini ifade eden Birinci, kendi kuşağının mektuptan akıllı telefonlara uzanan tarihi bir dönüşüme tanıklık ettiğini söyledi. "Medya sadece haberle yola çıktı ancak günümüzde o kadar çeşitlendi ve dönüştü ki dijitalinden gelenekseline devasa bir sektöre dönüştü. Artık o 'ajanslar' haberi sadece haber olarak sunmuyor; aklınıza gelebilecek her türlü içeriği anında bizlere ulaştırıyor," dedi.
Nevser Eraslan, Edirne Ahval Gazetesi İmtiyaz Sahibi olarak dijital şiddetin teknolojik olduğu kadar toplumsal ve psikolojik bir sorun olduğuna işaret etti. 32 yıllık gazetecilik deneyimi ve annelik perspektifiyle değerlendirmelerde bulunan Eraslan, çocukların dijital dünyadan tamamen uzak tutulmasının mümkün olmadığını, ailelerin yasaklayıcı değil yol gösterici bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini söyledi. Ebeveynlerin çocuklarının dijital alışkanlıklarını yakından takip etmesinin önemine dikkat çeken Eraslan, çocuklarla güven ilişkisi kurulmasının siber zorbalığa karşı en güçlü koruma yöntemlerinden biri olduğunu vurguladı. Dijital nezaketin aile içinde kazandırılması gerektiğini belirten Eraslan, ekran süresinden çok tüketilen içeriğin önemli olduğunu kaydetti. Konuşmasını, "Çocuklarımızı dijital dünyadan tamamen uzaklaştırmak artık ne yazık ki mümkün değil. Hatta doğru da değil. Bizim görevimiz yasaklamaktan çok rehberlik etmektir. Çocuğumuzun elindeki telefonu almak kolaydır; zor olan ise onun dijital dünyasını anlamaya çalışmaktır," sözleriyle tamamladı.
Mustafa Arısüt, TİMBİR Şanlıurfa Bölge Başkanı olarak dijitalleşmeyle birlikte gazetecilikte haber doğrulama süreçlerinin öneminin arttığını belirtti. Yaklaşık 25 yıllık gazetecilik deneyimine sahip olduğunu söyleyen Arısüt, dijital medyanın haberin yayılma hızını artırırken yanlış bilginin de aynı hızla dolaşıma girmesine neden olduğunu vurguladı. Gazetecilerin en önemli sorumluluğunun haberleri yayımlamadan önce doğrulamak olduğunu ifade eden Arısüt, haber etiğinin mesleğin temel taşı olduğunu söyledi. İran'da yaşanan bir olaya ilişkin dijital haber platformunda yanıltıcı başlık kullanıldığını fark ettiğini ve haberi yayımlamadan önce teyit ettiğini anlattı. "Gazetecilikte en önemli konu haber etiğidir. Dijitalleşmeyle birlikte haberin doğrulanması artık sadece mesleki bir gereklilik değil, toplumsal güvenliği ilgilendiren bir sorumluluk haline gelmiştir," dedi.
Program, toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
Haberi Derleyen: Berke TAŞ