Euro
37,5000
© 2026 Birlik Gazetesi - Türkiye'de Son Dakika Haberleri
Haber Yazılımı: Aladağ Bilişim

Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel öncülüğünde yeni parti kurma süreci için rehber

Prof. Dr. Zakir Avşar, CHP’deki mevcut durumun yeni bir parti kurulmasını zorunlu kıldığını belirterek, süreçte izlenmesi gereken adımları anlattı.

Yayınlanma
8 Dk Okuma Süresi

Prof. Dr. Zakir Avşar, "İmamoğlu ve Özel için parti kurma rehberi" başlıklı yazısında, "Mutlak butlan kararının üzerinden epeyce bir zaman geçti" ifadelerine yer verdi. CHP'yi olağan veya olağanüstü kurultaylar yoluyla yeniden ele geçirmenin Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel açısından çok mümkün görünmediğini belirtti. Eko-lu-sistem ekibi için geriye, A’dan Z’ye var olduğunu iddia ettikleri planlardan birisini uygulamak kaldı: yeni bir parti kurmak. Ancak taştan, topraktan ses geliyor ama onlardan en ufak bir kımıldama bile gelmiyor. Bazı partiler ise durumdan vazife çıkarıp bu çok paralı ekibe yanaşıp dünyalık derdini halle uğraşıyor; muhtemelen işin içinde birbirine girmiş pek çok planlar ve hinlikler var.

Yine de CHP’de ortaya çıkan çok başlılığın sonsuza kadar süremeyeceği açıktır. Sürerse, hem CHP markası çok yıpranacak hem de İmamoğlu-Özel ikilisi geçen süre içinde kendilerine yönelik ilgiyi yitirecektir. Türk siyasal hayatında, CHP anamuhalefet alanını işgal edip hiç bir şey yapmayarak, iç iktidar mücadelesiyle Türkiye ve dünyayı ıskalayarak büyük bir boşluğa düştüğü için yeni kurulacak partinin ortaya çıkmasına katkı mahiyetinde küçük bir rehber sunulması gerektiğini ifade etti. Siyasi parti kurma fikrinin genellikle toplumsal bir ihtiyacın, temsil boşluğunun veya mevcut siyasal yapılara duyulan memnuniyetsizliğin sonucu olduğunu vurguladı. Ancak partinin kuruluşunun sadece hukuki prosedürlerle tamamlanan teknik bir işlem olmadığını; kuramsal hazırlık, örgütsel kapasite, toplumsal meşruiyet ve stratejik planlama gerektiren karmaşık bir süreç olduğunu dile getirdi.

Parti Kuruluşunun Temel Adımları

Başlangıç noktası olarak hangi problemin çözüleceğinin açık biçimde tanımlanması gerektiğini söyledi. Siyaset bilimi literatüründe partilerin toplumsal talepleri kurumsal karar alma mekanizmalarına taşıyan aracılar olarak değerlendirildiğini belirtti. Bu nedenle yeni bir partinin varlık gerekçesinin, mevcut partilerin karşılayamadığı taleplerin hangi alanlarda yoğunlaştığını anlamaya dayanması gerektiğini kaydetti. "CHP’de barınamadık, ayrıldık veya kirlendik, arındırmaya tabi tutulmak istendik" gibi gerekçelerin makul olmadığını, ancak yine de olabileceğini ifade ederek ilk aşamada kapsamlı bir saha analizinin yapılması gerektiğini vurguladı. Toplumun farklı kesimlerinin beklentilerini anlamak için anketler, derinlemesine görüşmeler, odak grup çalışmaları ve veri analizinin kullanılabileceğini belirtti. Bu sürecin sezgilere dayalı karar alma yerine kanıta dayalı politika üretiminin temelini oluşturduğunu söyledi ancak CHP geleneği açısından bunun önemsenmediğini, yapılmasa da olur denildiğini aktardı.

İkinci kritik adımın kurucu kadronun oluşturulması olduğunu belirtti. Siyasal örgütlerin bireysel karizma üzerine inşa edilmesi durumunda sürdürülebilirlik sorunu yaşayabileceğini söyledi. Kurumsal dayanıklılık için farklı uzmanlık alanlarından gelen kişilerin bir araya gelmesi gerektiğini; hukukçular, ekonomistler, iletişim uzmanları, yerel örgütlenme tecrübesine sahip saha çalışanları ve kamu politikası analistlerinin önemli roller üstlendiğini ifade etti. Kurucu ekipte fikir çeşitliliğinin karar kalitesini artırdığını ancak post CHP için bunun çok önemli bir husus olmadığını belirtti. Cürüm ortakları ile bu işin çözüleceğini, ideolojik çerçevenin netleştirilmesinin sonraki adım olduğunu söyledi. İdeoloji çerçevesinin CHP geleneği için kolay olduğunu, zaten İmamoğlu'nun çerçeveyi aşağı yukarı çizmiş gibi olduğunu aktardı.

İmamoğlu'nun odasında dört kitap birden okuduğunu; bunların Nutuk, Kuran, Nazım şiirleri ve Hacı Bektaş’a dair küçük hacimli bir eser olduğunu belirtti. İdeolojinin soyut sloganlardan ibaret olmadığını, temel işlevinin politika tercihleri arasında tutarlılık sağlamak olduğunu söyledi. Bir partinin ekonomide kendisine nasıl bir rol biçtiği, devletin sosyal sorumluluklarını nasıl tanımladığı, bireysel özgürlüklerle kamusal düzen arasındaki dengeyi nasıl kurduğu ve dış politikada hangi ilkeleri savunduğu sorularının parti kimliğini oluşturduğunu ifade etti. Ancak "havala nedir?", "Masak’ın takılmadan nasıl işler kotarılır?" gibi pratik konuların da önemli olduğunu belirtti ve bunların yetip yetmeyeceğini sorguladı.

Parti Programı ve Mevzuat Süreci

Parti programı hazırlanırken bilimsel yöntemlerden yararlanılması gerektiğini, kamu politikası tasarımı, sorun tanımı, hedef belirleme, politika aracı seçimi, etki analizi ve performans ölçümü aşamalarının olduğunu söyledi. Bu süreçlerin uzun ve zahmetli olduğunu, İmamoğlu-Özel ekibinin trollerle konuyu çözebileceğini belirtti. Örneğin işsizlik sorununa yönelik politika geliştirilirken yapısal nedenlerin analiz edilmesi, vergi teşvikleri, mesleki eğitim, yatırım stratejileri veya girişimcilik destekleri gibi araçların değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Her öneri için maliyet-fayda analizinin yapılması gerektiğini ancak bunun için vakit olmadığını; bunun yerine hazır programlardan birini alıp adını değiştirmenin daha pratik olduğunu vurguladı.

Türkiye’de siyasi partilerin kuruluşunun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve ilgili yasal çerçeveler üzerinden yürütüldüğünü belirtti. Kuruluş sürecinde tüzük hazırlanması, kurucu üyelerin belirlenmesi, resmi başvuru evraklarının tamamlanması ve iç yönetim mekanizmalarının tanımlanmasının önemli olduğunu söyledi. Tüzüğün partinin anayasal omurgası olduğunu, yetki dağılımı, karar alma usulleri, disiplin mekanizmaları ve aday belirleme süreçlerinin bu belgede açık olması gerektiğini ifade etti. Kurumsal belirsizliğin ileride liderlik krizlerini tetikleyebileceğini belirtti. Bu alanda çok fazla pratik yapıldığı halde mutlak butlandan kurtulamadıklarını söyledi. Öneri olarak Önder Sav dışında bir hukukçu ile çalışmalarının daha iyi olacağını belirtti. Ayrıca ambleme dikkat edilmesi gerektiğini, Anayasa Mahkemesi'nin bir siyasi partinin amblemini CHP'nin altı okunu içerdiği için iptal ettiğini hatırlattı. Yeni ekip altı ok kullanmamalı ancak altı baltanın önüne engel çıkmayacağını, bunu kullanabileceklerini ifade etti.

Örgütlenme ve İletişim Stratejisi

Örgütlenme modelinin partinin sahadaki gücünü belirleyen temel faktörlerden biri olduğunu söyledi. Merkezden yönetilen yapılar karar alma hızında avantaj sağlarken, yerel örgütlere güçlü yetki veren yapılar taban mobilizasyonunu artırabilir. Mahalle temsilcilikleri, il ve ilçe teşkilatları, gönüllü ağları ve veri odaklı kampanya sistemlerinin birlikte düşünülmesi gerektiğini belirtti. Siyasal mobilizasyon araştırmalarının seçmenlerin yüz yüze temas kurdukları hareketlere daha fazla güven duyduğunu gösterdiğini aktardı. Dijital görünürlüğün önemli olduğunu ancak saha teması olmadan kalıcı sadakat üretmenin zor olduğunu söyledi. Ancak bu konulara vakit olmadığını, kimsenin de hesap sormadığını, sandığa gidip oy veren kitlenin bunları umursamadığını belirtti.

İletişim stratejisinin bir partinin kamuoyu algısını belirlediğini, mesajların sade, tutarlı ve tekrarlanabilir olması gerektiğini vurguladı. Siyasal iletişimde etkili mesajların üç özelliğe sahip olduğunu söyledi: net problem tanımı, uygulanabilir çözüm ve duygusal rezonans. İnsanların sadece rasyonel argümanlarla ikna olmadığını, aidiyet, umut ve güven duygularının tercihleri etkilediğini belirtti. Bu nedenle parti söyleminin teknik doğruluk ile duygusal bağ kurma kapasitesi arasında denge kurması gerektiğini ifade etti. Medya ilişkileri, kriz iletişimi ve yanlış bilgiyle mücadele için profesyonel süreçlerin oluşturulmasının şart olduğunu söyledi. Saraçhane medyasının tam da bu günler için uygun olduğunu, 34 bin paralı trolün de bu süreçte yoğun şekilde iş yapacağını aktardı.

Finansman ve Şeffaflık

Finansman konusunun stratejik öneme sahip olduğunu belirtti. Kaynak yönetiminin şeffaf olmaması durumunda en güçlü siyasi hareketin bile meşruiyet kaybı yaşayabileceğini söyledi. Bağış modelleri, üyelik aidatları, kampanya fonları ve harcama denetiminin baştan tasarlanması gerektiğini vurguladı. Finansal şeffaflığın sadece etik bir gereklilik değil, aynı zamanda kurumsal güven inşasının da önemli unsuru olduğunu belirtti. Bu konuda hiçbir sorun yaşanmayacağını, toplumun bunu Muhittin Böcek’in itirafları sayesinde öğrendiğini ifade etti.

Haberi Derleyen: Emrah Aladağ

İlgili Konular:

Senin de fikrin var mı?

İlk yorumu sen yap! Düşüncelerini bizimle paylaş.